TÜRKİYE’DE İSLAMİ BANKALARIN İŞ MODELİ – ZEYNEB HAFSA ORHAN


İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden Doktor Zeyneb Hafsa Orhan, 8 Mart 2019 tarihinde Ekonomi seminer dizimizin bir parçası olarak bir konuşma yaptı. Doktor Orhan’ın konuşması, Türkiye’deki İslami bankacılığın gelişiminin ilk oluşumlardan güncel duruma kadar olan bir analizini sundu. Seminer katılımcıları, Türk İslami bankacılık sistemine bu önemli girişten ve bu sistemin diğer ülkelerdekilerle nasıl karşılaştırıldığından faydalanma fırsatı buldu. Bu konuşma için Doktor Orhan’a teşekkür eder, akademik çalışmalarında başarılar dileriz. Aşağıda, bu seminerin üzerine inşa edildiği makalenin özetini bulabilirsiniz.

Özet: The purpose of this paper is inductively identifying the business model of Islamic (participation) banks in Turkey via using bank characteristics, meaning balance sheet ratios. Design/methodology/approach: The methodology starts from bank characteristics and ends with identification of bank business model according to these characteristics under the assumption that there is one single business model (say Model A) for all Turkish Islamic banks. What the author aims to find is the properties of this business model. Regarding the method, seven bank characteristics from liability side and five characteristics from asset side of bank balance sheets were established. While representing these characteristics, the author uses charts and tables. Necessary data are gathered from the Central Bank of Turkey. Time frame of monthly data is from December 2005 to March 2015. In total, there are 1356 observations. Findings: Value proposition of business model of Turkish Islamic banks depends on participation in collecting funds. In terms of customer segmentation, there is dominance of private sector. While using the funds, the main preference is loans, meaning that value proposition depends on loan products, especially murabahah. Thus, revenue streams depend on mark-up. Overall, business model of Turkish Islamic banks seems similar to traditional banking based on intermediation with some peculiarities. There are also some evidences which can be interpreted as signs toward decline in this traditional role like decrease in deposits, increase in funds from financial institutions and decrease in loans. Practical implications: It can be said that original idea of participation banks has been followed on the liability side of Turkish Islamic banks. However, decrease in deposits recently needs detailed investigation to create convenient policies especially by Islamic banks. Similar investigation and policy creation is needed also for the developments of increase in funds from financial institutions and decrease in loans. Furthermore, as the original idea of participation is not followed by business model of Turkish Islamic banks, rethinking and acting is needed in that regard. Originality/value: Main contributions of this paper are as follows: first, it fills a gap in the field where studies regarding business model of Islamic banks are scarce. Second, it fills a gap in literature of Islamic banking in Turkey where most of the studies are about development or jurisprudence of Islamic banks. Third, it provides a decade-long evidence regarding business model of Islamic banks in Turkey. Fourth, the findings provide an initial step for the construction of a business model canvas for Turkish Islamic banks. Fifth, discussion of findings leads to number of important questions which can pave the way for new research studies.

İKTİSAT EĞİTİMİNDE BİR DEVRİM BAŞLATMAK – ASAD ZAMAN


Profesör Doktor Asad Zaman üniversitemizde 8 Şubat 2019 tarihinde “İktisat Eğitiminde Bir Devrim Başlatmak” başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Profesör Zaman şu anda Pakistan Kalkınma Ekonomisi Enstitüsü’nde başkan yardımcılığı görevini sürdürmektedir. Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye ve Pakistan’daki seçkin üniversitelerde çeşitli görevlerde bulundu ve Ekonomi alanında çok sayıda önemli katkılarda bulundu. Bu konuşmada, öğretime Avrupa merkezli yaklaşım, bu durumla ilgili problemler ve bu yaklaşımların alternatif yaklaşımlarla birlikte nasıl çözüleceği konusundaki fikirlerini aktardı. Profesör Zaman’ın öğretim yöntemlerine alternatif yaklaşımlarından oldukça faydalanma fırsatı bulduk. Bu önemli konuşma için Profesör Zaman’a teşekkür eder, onu önümüzdeki yıllarda üniversitemizde tekrar ağırlamayı umarız.

Profesör Zaman’ın alternatif eğitim yöntemleri ve diğer ilgi alanları için https://asadzaman.net/ adresinden kendisinin web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

TERÖRE KARŞI SAVAŞ VE BAĞIMLILIK YAPAN MADDE KULLANIMI – RESUL CESUR


Haftalık İktisat seminerleri kapsamında 15 Şubat 2019 tarihinde Connecticut Üniversitesi’nden Doçent Doktor Resul Cesur’u misafir ettik. Kendisi bizlere savaş cephelerinde konuşlanıp emekli olan ABD askerlerinin opioid kullanımının ortalama kullanım miktarlarıyla kıyaslandığı ekonometrik çalışmasını sundu. Bu çok değerli sunum için Sayın Cesur’a çok teşekkür ediyoruz ve kendisini ilerleyen yıllarda tekrar misafir edebilmeyi temenni ediyoruz. Aşağıda bu çalışmanın özetini bulabilirsiniz.

Özet: Amerika’da ordu emeklileri normalin iki kati oranında uyuşturucu madde kullanımında doz asimi yapmakta. 11 Eylül sonrası Afganistan ve Irak’ta başlatılan harekatlar ordu mensuplarını kronik ağrı, psikolojik travma ve morfin vb. ucuz opioidlere maruz bıraktı. Bütün bunlar opioid bağımlılığını tetikleyen unsurlar olarak görülebilir. Bu çalışma Amerika’nın başlattığı savaşların opioidlerin kötüye kullanımı üzerindeki etkisini analiz eden ilk çalışmadır. Ülke dışına konuşlandırılan emekli askerlerle ülke içerisinde kalan emekli askerleri kıyaslayarak doğal bir deneyi inceleyebiliyoruz. Çalışmamız ülke dışında askeri görevlere katılmanın eroin gibi maddelerin kullanımına çok önemli derecede etki ettiğini gösteriyor.

VERGİLENDİRME, YENİDEN DAĞITIM VE ARIZİ EMEK ARZI – HAKKI YAZICI


21 Aralık 2018 tarihli İktisat Bölümü seminerleri dizimizde Sabancı Üniversitesi’nden Doktor Öğretim Üyesi Hakkı Yazıcı bir sunum gerçekleştirdi. Bu sunumda Doktor Yazıcı bizlere emek piyasasındaki sürtünmelerin kariyer basamaklarını içeren bir model çerçevesinde ele alındığında ortaya çıkacak en uygun vergilendirme sistemlerinin analizini yaptı. Konuşma, ABD üzerine yapılan bir model uygulamasıyla sona erdi. Sayın Yazıcı’ya bu çok önemli değerlendirme için teşekkür eder, kendisine ilerleyen dönemlerdeki çalışmalarında başarılar dileriz. Aşağıda sunumu yapılan çalışmanın İngilizce özetini bulabilirsiniz.

Özet: We analyze the implications of ex ante dispersion in worker talents and a frictional labor market for the design of tax and benefit systems. Our model features on and off the job search, job ladders and equilibrium income and profit dispersion within talent markets. In a baseline setting with no talent dispersion, the optimal system consists of an unemployment benefit financed out of a simple lump sum tax on workers. The benefit is high enough to suppress worker income and firm profit dispersion, deter worker poaching and collapse job ladders. With talent dispersion, high benefit levels drive less talented workers out of the market and are prohibitively costly. Active talent markets are frictional. Taxes impact the dispersion of worker incomes and firm profits within these markets. These effects shape and modify conventional optimal tax formulas.

ÇOCUKLUK DÖNEMİNİN ÖTESİNDE ÇOCUK İŞÇİLİĞİ – AYŞEGÜL KAYAOĞLU


İktisat Bölümü seminerleri serimizin 14 Aralık 2018 tarihli bölümünde İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Doktor Öğretim Üyesi Ayşegül Kayaoğlu’nu ağırladık. Sayın Kayaoğlu bu sunumunda bizlere çocuk işçiliğinin kariyer aşamalarının ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkan sonuçlarını irdeledi. Panel veri analizi yöntemi kullanılarak yapılan bu analizde çocukluk dönemlerinde çalışmış kişilerle bu deneyime sahip olmayanlar arasındaki ücret vb. farklılıklar tartışılıyor. Doktor Kayaoğlu’na bu sunum ve emekleri için çok teşekkür ediyor, kendisini ilerleyen yıllarda da misafir etmeyi umut ediyoruz.

YENİ MAKALE – SADULLAH YILDIRIM


Bölümümüz Doktor Öğretim Üyesi Sadullah Yıldırım ve ortak yazarları tarafından hazırlanan “Selective Religiosity: Identifying the effect of pluralism” başlıklı makale Journal of Economic Behavior & Organization’ın Aralık 2018 basımında yayınlandı. Doktor Yıldırım bu makalesinde dini çeşitliliğin insanların dindarlık seviyelerinde oluşturduğu değişimi analiz ediyor. Bu değerli çalışması için Doktor Yıldırım’ı tebrik ediyor, başarılı çalışmalarının ileride sürmesini temenni ediyoruz. Aşağıda makalenin İngilizce özetini bulabilirsiniz.

Özet: Economists and sociologists have long disagreed over the effect of pluralism on religiosity, the question of whether the number religions in a society lessens or heightens people’s beliefs and participation. The controversy stems from the omission of religion’s role in legitimizing government, which has significantly biased previous estimates. We use a novel identification strategy that exploits the variation among countries in their proximity (cost of travel) to centers of universal religions of the world (Buddhism, Christianity, Islam). Whereas the results of OLS analysis tentatively suggest a negative association between pluralism and religiosity, estimates from the method of instrumental variables reveal that the direct effect of pluralism is positive. Our results support the argument that enhanced competition in the religion market would increase religiosity by offering believers a greater variety and quality of choices.

GELECEK MAKALE – ŞERİFE GENÇ İLERİ


Bölümümüz Doktor Öğretim Üyesi Şerife Genç İleri tarafından hazırlanan “Selective Immigration Policy and Its Impacts on Natives: A General Equilibrium Analysis” başlıklı makale Canadian Journal of Economics tarafından basılmak üzere kabul edildi. Doktor İleri bu makalesinde son yılların oldukça tartışmalı konusu olan göçmenler konusuna ışık tutuyor. Makalede göçmenlerin, yerel halkın iktisadi refahına olan etkileri analiz ediliyor. Doktor Genç’i bu değerli çalışması için tebrik ediyoruz, ilerleyen çalışmalarında başarılar diliyoruz. Aşağıda makalenin İngilizce özetini bulabilirsiniz. Bu değerli çalışması için

Abstract: This paper analyzes the effects of skilled immigration on the wage inequality between different education groups and the welfare of the incumbent population. We use a heterogenous agent overlapping generations model with endogenous discrete college education choice and calibrate it to match the features of 1981 Canadian economy. Our quantitative analysis suggests that reducing the skilled immigration rate generates a rise in the growth rate of the wage inequality between college-educated and non-college workers. As skilled immigrants are admitted at a lower rate, more natives opt for college education in the economy. Our welfare analysis shows that the incumbent young and college-educated population benefits more from a reduction in the skilled immigration rate. On the other hand, young generations with below-college education face welfare losses. Our results suggest that skilled immigration contributes positively to the overall welfare in the economy.

MOHAMAD LUTFI HAMMOUR ÖĞRETİM YILI AÇILIŞ DERSİ


Bölümümüzün değerli öğretim üyesi Profesör Doktor Mohamad Lutfi Hammour 2018-2019 eğitim öğretim yılının açılış töreninde geleneksel olarak sunulan açılış dersini verdi. Kendisine bu değerli sunum için teşekkür ederiz. Aşağıdaki bağlantıda dersin de içerisinde olduğu 2018-2019 eğitim öğretim dönemi açılış törenimizi izleyebilirsiniz.

ÇOCUK İŞÇİLİĞİ, EV İÇİ PAZARLIK VE İKTİSADİ BÜYÜME – BARIŞ ALPASLAN


Ekonomi seminerleri dizimizin bu haftaki bölümünde Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi İktisat Bölümünden Doktor Öğretim Üyesi Barış Alpaslan’ı konuk ettik. Sayın Alpaslan bizlerle özellikle düşük gelir gurubundaki ülkeler için çocuk işçiliği, altyapıya erişim ve iktisadi büyüme arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmasını paylaştı. Kendisine bu önemli husustaki değerli analizi için çok teşekkür ediyoruz. Aşağıda Doktor Alpaslan’ın çalışmasının İngilizce özetini bulabilirsiniz.
Özet: This paper develops a three-period, gender-based overlapping generations model of economic growth with heterogeneity in parental preferences, endogenous intra-household bargaining, and child labor in home production by girls.
Improved access to infrastructure reduces the amount of time parents find optimal for their daughters to spend on household chores, thereby allowing them to allocate more time to studying at home. The model is calibrated for a low income country and various quantitative experiments are conducted, including an increase in the share of public spending on infrastructure, an increase in time allocated by mothers to their daughters, and a decrease in fathers’ preference for their daughters’ education. Our analysis shows that poor access by families to infrastructure may provide an endogenous explanation, complementary to those focusing solely on social norms and cultural values, for the persistence of child labor at home and gender inequality in low-income countries.

ORTA DOĞU’DA KAPSAYICI BÜYÜME – ECE GÜLERYÜZ


Haftalık iktisat seminerleri organizasyonumuzun bu haftaki konuğu İstanbul 29 Mayıs Üniversitesinden Dr. Ece Güleryüz oldu. Sayın Güleryüz, kalkınma teorisinin önemli araştırma alanlarından birisi olan ülkeler arası büyüme ve kalkınma farklılıklarının belirleyicilerini saptama problemi üzerine yaptığı çalışmalar hakkında bizleri bilgilendirdi. Kendisi bu çalışmasında gelir dağılımının da büyüme performansına yönelik bir etken olarak alındığı durumlarda ülkelerdeki demografik, çevresel ve sosyal değişikliklerin bu performansı nasıl etkilediğini Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri acısından irdeledi. Sayın Güleryüz’e bu değerli sunumu için çok teşekkür ediyoruz. Aşağıda, Dr. Ece Güleryüz’ün çalışmasının İngilizce özetini bulabilirsiniz.

Abstract: We investigate the macroeconomic fundamentals and structural factors which affect inclusive growth in 16 MENA countries before and after the Global Financial Crisis. We use a panel data fixed effects model in two time periods: 1996-2007 and 2008-2016. A measure of inclusive growth is defined by integrating economic growth and income inequality. In this way, we account for the relative impacts of GDP per capita growth rate and change in Gini coefficient. A wide range of factors such as environmental degradation, macroeconomic stability, fiscal discipline, globalization, human capital, life expectancy, and technological development appear to significantly affect inclusive growth performance in the MENA region. During and after the Global Financial Crisis, voice and accountability seems to be an important institutional quality component influencing the inclusiveness of economic growth.